HA BABAM DE BABAM

ben 24 ünde olacaktım

sen ister 24 ol

ister elli dördünde

böyle fıldır fıldır gezinecektin ha

altın yumurtlayan tavuğum diyecektin ha

ha babam de babam

bir mühre 16 sene yatmazmıyım

gözümü budaktan sakınırmıyım.

 

ben 24 ünde olacaktım

böyle kumaşı eksik etekler giyecektin

öyle mi

üçüncü düğmeyi de çözecektin

çok kalori aldığını söyleyecektin

çayı şekersiz içecektin ha

ha babam de babam

çiğ çiğ yemezmiyim

cinayet işlemezmiyim

 

ben 24 ünde olacaktım

dolmuşu kaçıracaktın

uyuyakalacaktın öyle mi

uyku tutarmıydı acaba gözlerin

balkondan mı girerdim

bacadan mı

kapıda 92 şahin beklemezmiydi

küçük moskovaya haber tez düşmezmiydi

ha babam de babam

 

ben 24 ünde olacaktım

sen ister

otuzdördünde ol

ister kırkdördünde

tafra yapacaktın, ağırdan satacaktın

burun kıvıracaktın öyle mi

kendine bir de sap bulacaktın

haş yedi tölerasında

hava atacaktın  arada

ama o beni anlamıyor diye

kızacaktın arasıra

ben sana akıl vercektim ha

ha babam de babam

ben senin aklını almazmıydım

tüm sapları, saplamaları hayatından çıkarmazmıydım

hayat bilgisi (hayat hikayeleri)

 küçük dağları o yaratmıştı. yada insanlara öyle geliyordu. selam vermeden sokağın bir başından bir başına geçer meydana oturur kendi gibi aydın sannetiği aslında aynı siyasi partinin höpörlerliğini yapmanın dışında hiçbir ortak noktası olmayan bir elin parmakları sayısınca muhatap kabul eder eve gelirken bir ekmek kese kağıdına yada gazete kağıdının huni şeklinde sarılmış 3 yumurta ile dönerdi. insanların aklında kalan o sahne onu öyle mutlu ederdi ki. sonra tekrar hayatta hiç değişmemiş yüz ifadesi ve aynı ritimle sokaktaki yerini bulurdu. küçük moskavanın elitiydi. o iyi bir sosyal olmayan hayatında hiç demokrot olmamış malum demokratdı. sosyal olması genlerinde yoktu masumdu ama demokrat olmak da toplumdaki kariyerini alıp götürürdü. dinle diyanetle hiç alakası olmaması sadece onun suçu değildi. 1961 ihtilali olduğunda hatta höykürmüştü. mutluluğuna diyecek yoktu. o okumadan böyle çıkmıştı merdiveleri ve üç-beş muhatabı vermişti ona bu karizmayı. oysa dünyanın yuvarlak olduğundan bile haberi yoktu. araplara çok kızardı. hiç arap görmemiş dünya atlasında yerini bile bilmezdi. küçük dağları o yaratmıştı. emekli ikramiyesinin ötesinde bir şeyide yoktu. zamanın geçmesi onu olgunlaştırdığını sannediyordu saçların beyazlaması kırışıklıkların artması onu aksine dahada kandırmıştı. bir gün ansızın rahatsızlandı. doktara gitti. doktor iğne ilaç verdi. ağrıları gün geçtikçe arttı. bir iki hafta içinde sokaktan çekildi. muhatapları aynı şarkıyı söylemeye devam ediyorlardı. muhabbet konuları 40 yıldır hemen hemen aynıydı tek farkı radyodan duydukları haberin eklenmesi televizyon icadıyla enternasyonel entelektüleri pür dikkat dinler top sakallı olanları takdir etmeden duramazdı. bak gördün mü. yerel şeyler onları hiç ilgilendirmez küçültürdü. eksikliği hiç duyulmadı. ağrılar artınca hastalığı evden çıkamaz hale getirdi.geçen zaman çok kısaydı. hiç acı çekmemişti küçük dağlar onundu. önceleri kendisi gidip geldiği iğne vurdurmaya gittiği hastaneye gidemez oldu. ağrılar çekilmez hale gelmişti. taksi dolmuş tutup hastaneye gitmeye başladı. hastaneye gitmişdi nezle grip olduğundan ama bu öyle bir şey değildi. farkına vardı. litaretüründe hasta ziyaret yoktu. ziyaretine de gelen olmadı. gelmesini bekleyemezdi. muhataplarıda gelmedi. ağılar son derece arttı inlemeler başladı arttı.hastalık başlaması topu topu üç ay bile olmamıştı. o ğün ağrıları dayanılmaz dereceye çıktı.oğlanlarına yalvardı. oğlum beni bir iğne yaptırın. yılanı eline düşmüş bir manzara vardı. oğlanlardan birisi onu götürüp iğne vurduralım dedi. diğer oğlan ölecek bu ne iğnesi boşu boşuna niye hastaneye götürelim diye tartışmaya başladı. tartışma bitmedi yinede ilk oğlan dolmuş tutup hastaneye götürdüler. iğne oldu müşade salonuna geçtikden birkaç dakika sonra öldü. tartışma kaldığı yerden devam etti. ben sana demedim mi ölecek diye ne oldu. hasteneden getirildi. öğleden sonra sela verildi. mezarlığa birkaç mahelleli imanım kayığında götürüldü. belediye kepçesinin alelacele mezar çukuruna kondu. sedme ve hasır konulacaktı yoktu. cemaat sağa sola dağıldı dallar kırıldı mezarının kenarı kapatıldı. üstüne toprak atıldı. hayatta hiç hesap vermedi hiç imtihan olmadı hiç imtihanından geçemeyen mahelleliler son görevinide yaparak dağıldılar.

İZ BIRARAKANLAR

Taraşcı da iz bırakan insan sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Taraşcının şansızlığı ne toprağının verimsiz kırsal bölge olması,işsiz memleket , fakir fukara memleket yalanları bir tarafa dursun taraşcının şansızlığı kendi içerisinden önder insan çıkaramamasıdır.
Taraşcının büğün hiçbir alanda taraşcı kıstaslarının dışında başarılı olmuş insan yoktur. Bunun birkaç sebebi var.
Taraşcının yaşadığımız zaman ve yakın tarihe bakarsak taraşcı için iz bırakan insanlarımız:

1-Dursun KURT : meslek lisesi elektrik mezunu etibankta işçi ve işci sendika temsilciliği yapmış bir dönemde taraşcı belediye başkanlığını görevinde bulunmuştur. Dursun kurt 1980 ler döneminde sağ-solun meşhur olduğu dönemlerde sol düşünce akımının etkisine kapılmış mahelleninde etkisi olabilir, 1980 lerden sonra dini değerlerine önem vermeye başlamış dini konularda imani meselelerde açığı kapatarak toplumda ön planda olmayı iz bırakabilmeyi başarmış bir kişiliktir. Buğün yaşayan lider vasfı olan iki kişiden birisidir. Tabii müsbet anlamda. Menfi anlamda bir kaçörnek verilebilir. Dursun KURT toplumun yabancılaştığı dini değerler yaşantısına katarak bu anlamda örnek olmuştur. Bu anlamda ilk sayılabilir. 1990 larda toplumda dini sohbet ortamlarını cesaretle yapabilmiş bu sayede bir çok genç bundan istifade etmiştir. Dursun KURT un toplumda iz bırakmasına ikinci sebeb ise 28 şubat sürecinin taraşcı toplumunda meydana getirdiği ahlaki çöküntüyü özellikle belediye başkanlığı döneminde tamir edebilmesidir. Taraşcı toplumunda insanlar sosyal hayatta yapılanları göz ardı ettiği için bunun anlaşılması buğün materyalist düşünce yapısı itibari ile zordur.

2- MEHMET EMİN BAYRAK : taraşcıda ekonomik anlamda bir başarılı kişiliktir. Sıfırdan var olabilmeyi başarabilmiştir. Antalyanın kumluca ilçesine inşaat işçiliğinden varlık sahibi olmayı bunun yanında entelektüel birikim kazanmayı başarabilmesidir. Taraşcı dan 1985 lerde kumlucaya inşaat işçiliğine gitmeyen kalmadığı halde ordaki olanakları değerlendirebilen tek insandır. Bunun sebebi ise taraşcıdan çalışmaya giden bütün insanlar taraşcı dışındaki hayatın albenisine yenilmesi Mehmet emin bayrağın ise daha önceleri taraşcı dışındaki dünyayı izmirde yaşamasıdır.
Buğün taraşcı da ekonomik proje üretebilecek uygulayabilecek yegane kişilik olmasıdır. Ekonomik zekasının yanında hitabet dini siyasi alanlarda entelektüel birikimi vardır.

3- KESMİK DEDE ; taraşcıda 30 yaşının üstünde kuran okumayı biliyorsa kesmik dedenin emeği vardır. (detaylı bilgiler daha sonra eklenecektir)

4- CELİL CAVUŞ ; süleymacılığın taraşcıya gelmesinde büyük rolü olmuştur. Taraşcıya öğrenci yurdu kazandırılmasında emekleri geçmiştir. (detaylı bilgiler daha sonra eklenecektir)

5- KARABODUNUN SÜLEYMAN ; taraşcının yaşayan tarih abidesidir. Taraşcı ve Türkiye tarihini iyi kendi yaşıtları içerinde okuyabilen arka planını görebilen kişiliktir. (detaylı bilgiler daha sonra eklenecektir)

Neye ihtiyacımız Var?

NEYE İHTİYYACIMIZ VAR?

 

İnsanların ihtiyacı bitmez sonsuzdur cünkü. İhtiyacların sıralaması önemli olan burada. İhtiyaçlarını doğru düzgün sıralamayan fertler toplumlar huzuru bulamazlar. İhtiyaçların sıralaması çok hemde çok önemli.  Sıralama yaparken herkes ağız birlikte etmişcesine 1-barajın bitmesi 2- işsizlik  3- köyçin meydanının düzenlemesi 3- her sokağın parke taşı ile döşenmesi  diye gider. Bu sıralama bana göre doğru değil.  1. sırada insanların sosyalleşmesi olmalıdır. İnsanların kabilecilikten bireyselleşmeye doğru ne kadar mesafe kat ederse o kadar diğer sorunlarda kendiliğinden çözülmüş demektir. Yani bataklığı kurutmadan sivrisenekleri yok etmek imknasızdır.  Ne kadar bireyselleşebilirsek o kadar medeniyete yakınızdır. Çünkü bir çok insan ailesinden gelen kültürü saplantıları taşımanın güzel bir şey olduğu bilincinde. Kavgada taraf olmak siyesette taraf olmak ve bunları sadece aile geleneğinden geldiği için taraf olması düşündürücüdür. Zaten küresel dünyada istensede istenmesede bunlar kaybolup gitmeye mahkumdur. Küresel dünya global dünya demek dünyanın küçük bir köy olduğu isteyen her kişi parasının sermayesini dünyanın herhangi bir noktaya transfer etmesidir.. Dünya küresel bir köy olurken yaşadığınız köyle sınırları çizmek akla ziyandır.  

1990-2000 ler arasında sokakta dolaşanlar  şunları  gözlemlemişler  Etibanklılar Etibanklılar gezip tozduğu arkadaşlık kurduğunu okey masalarında oyun oynarken bile kendi sınıfından insanlarla oyun oynadığını bizi beğenmezler vb… eleştiriler.  Buna benzer bir iki sınıf daha vardı. Onlar kendilerini çok akıllı görüp kendi küçük dünyalarının dışındaki insanlara selam vermezler  almazlar. Oysa gülümsememin tebessüm etmenin sadaka olduğunu bilen milletin torunları olmasına rağmen. Hala aynı. Küçük bir köy ve siz sokakta dolaşırken selam vermeyen almayan insanların yürüdüğü sokaklar meydanlar parke olsa ne yazar  altın suyu ile kaplanmış olsa ne yazar. Hiçbir muhabbetinizin olmadığı insanların size asık suratla bakması karşı tarafdanmış gibi tavırlar içine girmesi !!!!.  

Siyaset heryerde var.Sadece bizim köyde var da değil. Siyaset kısaca seçime karşı ilgi aşırlığı var. Siyasete mesafe günümüzde şöyle olmalı bence.  Siyaset düğünlere benzetilebilir. Eskiden düğünlere insanlar katılırken yakın akrabası dışındaki insanlar güzel bir yemek oynamak  canlı müzik dinlemek için giderdi. Çünkü müzik hiçbir yerde yoktu. Radyo yoktu televizyon yoktu cep telefonu yoktu internet yoktu. Düğünlerde çalgı dinlemek büyük bir keyifti. Eğlenceydi düğünler. Cumartesi Pazar olurdu. Her 4 düğünün bir çalgı ile  1 de ilahi ile olurdu. Şimdi insanlar düğünlere yakın akrabası olmadığı sürece ilgi göstermezler  ilgi gösterenler alışkanlıktan ibaret sayılabilir. Çünkü şimdi düğünlerde yenilecek yemekten daha güzel yemekler ve çeşitleri evde yapıyorlar. Düğünlerdeki müzikten daha güzel müzikleri arabada evde uçakta dağ  başında dinleyebiliyorlar. Eğlence ise parmakarının ucunda DİJİTÜRK var binlerce kanal. Al sana deniz al sana Akdeniz..  Ama düğün yakınınızı ise ben katılmıyorum  diyemezsiniz. Yemek yemeyebilir müzik dinlemeyebilir oyun oynamayabilir çalınan müzik  gürültü gelebilir. Ama katılmak zorundasınız. Siyasette böyledir.  Siyasete katılmazsanızda iyi insanların yanında görüntü olarak FİGÜRAN olarak olsa yer almak gerekir. Siyasette aşırılığa kaçanlar küçük dünyalarında yaşayıp gidenler !!!! neleri kaybettiklerinin farkında değiller.  Bu insanlar kabilcelik futbol taraftarlığını sosyal hayatın içine taşıdıklarının farkında değiller. Farkında iseler Allah ıslah etsin.

Siyaset kısaca seçim CHECK-UP dır. Siz  check up yaptırmaya gidiyorsunuz düzenli aralıklarla bazen check-up sonuçalarını ben kabul etmiyorum doğru değil demek kabullenmemek Check-up makinesi cihazlar yanlış gösterdi demek suçu kendinde görmeyip ölçüm yapan cihaza bağlamak akla ziyandır. Burada check-up sonucunda çıkan tahlil sonuçlarında çıkan değerleri düzgün okumak şekerin kolestirolun vb… değerlerin nasıl normala getirelebileceğini düşünmektir.

Neye ihtiyacımız var SOSYALLEŞMEYE neye ihtiyacınız var BİREYSELLEŞMEYE neye ihtiyacımız yok KABİLEŞMEYE neye ihtiyacmız yok TOPLU TARAF olmaya.

Hello world!

taraşcı kasabası

taraşcı kasabası

 

Taraşcı kasabası konyanın seydişehir ilçesinin en gelişmiş kasabalarından birisidir. seydisehirin batısında 8 km uzaklıktatadır.Taraşcı kasabası düz bir yerleşim alana sahiptir.kasabanın seydişehire yakınlığı  kasabanın gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.Kasabada bahçe sebzeleri meyvecilik hububat ve pancar yetiştirilmektedir.bağcılık ta eskiden kalan bir alışkanlık olup bağcılıkta yapılmaktadır.Tarım alanının büyük bölümü “igdiş yazısı” denilen bölge; seydisehir akçalar kasabası karabulak köyü gevrekli kasabası ile çevrilirdir.Kasaba çevresinde bahçecilik ve seracılık yapılmaktadır.Seracılık son yıllarda  gelişmiştir.Seralarda kışın soğan marul yetiştirilir yazın ise normal mevsimden bir ay önce domates ve salatalık seralarda üretilir.Özellikle seydisehir pazarında taraşcı sera ürünleri tercih edilir.Bayır ardı denilen yerde ise bağcılık yapılmaktadır.Bayırardın da yazlık evler bulunur.

Taraşcı dağlarında genellikle cam ağacı vardır.akdağın belli bir kısmında ledin ağaçları vardır. Yükseklere çıkıldıkça ağaçlık alan kaybolur.Köyde kıl keçisi yetiştirilmesi ormanların azalmasına  sebeb olmaktadır.Yazın havalar serin ılık geçer.Kışın karasal iklime sahiptir.Taraşcı sınırları içerisinde bir sulama barajı biride yapım aşamasındadır.

DAĞLARIMIZ

    Taraşcı kasabasının güneyinde küpe batısında akdağ vardır. Küpe dağı ve akdağ yaklaşık rakımları 2000 metredir. Küpede bulunan yayla ise 1800 metre cıvarında yüksekliğe sahiptir. Akdağ da ladin ağaçları zirvelerde ise asırlık ardıç ağaçları vardır. Akdağın da orman içinde ve zirvelerde çeşmeler vardır.  Akdağın yenice köy üstündeki belde üçpınarlar çeşmesi cıvarında akdağın en büyük çam ağacı bulunur. Burası kamp yapmaya birebir yerdir. Buradan seydişehir   ve çok geniş bir çevreyi görmek mümkündür. Geceleyin burası deniz kenarı havası verir. Hava gün indikten kısa süre sonra sertleşir seydişehirin ve beyşehirin bir çok köyleride dahil olamak üzere ışıklar manzarayı doyumsuzlaştırır. Akdağa gezi için en güzel güzergah karakoru- bayırardı -karatepe – uzun tarla ve stalin geçidinden sonra akdağın kayalıklarına varırsınız. Akdağ gezisinde delik taş ve zirvedeki magrayı ziyarete değecek güzelliktedir. Akdağda sabah erken ve ikindi üstü dağ keçilerini şansınız varsa karşılaşırsınız.

    Küpe dağının güzelliği küpe doğal yaylasını barındırmasındandır.  Küpe ye köyiçinden kapaklı – elmalı – cumkurt daha sonra küpenin zirvesine çıkılır. Küpeye çıkarken bir gece cumkurt da gecelemek tavsiye edilir. Cumkurtta baharın küçük gölçük oluşur havaların ısınması ile bu gölçük kaybolur.  Küpeye ikinci yol güzergahı ise yeni baraj gemi taşı karamıklı  sonra yanyoldan  küpenin zirvesine çıkılır. Küpenin arka taraflarında manavgat yörüklerinin çadırları vardır. Küpe de de dağ keçisine rastlamak mümkündür. Ne yazıkki bu nadide hayvanlar bilinçsiz insanlar tarafından avlanmaktadır.

logo11